bir filmden,
sana dünyaları sunan değil, dünyasını sunan erkeği sev…
(yagmuradam gönderdi)
uyarı: kitabını okumadan filmini asla izlemeyin !
roller değişmiş sanki bu sahnede..
tom’un seninim demesi filmin en güzel sahnelerinden biri haline getiriyor bu bölümü.
dönem filmlerinden ve güzel bence öyle aman aman bir şeyler beklemedim izlemeden önce ama hislerimi dokundu mu dokundu o önemliydi benim için..
soundtrackleri de dikkat çekici ve güzeldi filmden sonra hemen araştırdım, tekrar tekrar dinledim bazılarını :)
ama kitaplarını alalım, okuyalım ve okutalım derim hala.
“hepimiz heba oluyoruz… lanet olsun, butun bir nesil benzin pompaliyor, garsonluk yapiyor, yada beyaz yakali kole olmus.. reklamlar yuzunden araba ve kiyafet pesinde.. nefret ettigimiz islerde calisiyor, gereksiz seyler aliyoruz… bizler tarihin ortanca cocuklariyiz.. bir amacimiz yok; ne buyuk savasi ne de buyuk buhrani yasadik.. bizim savasimiz, ruhani bir savas.. ve bunalimimiz kendi hayatlarimiz…”
the bourne serisi’nin son filmi ağustos 2012 de türkiye’de vizyona girecekmiş bir yerde okuduğuma göre.
matt damon olmadan bir bourne filmi düşünemiyorken bir de bakıyoruz ki son filmde yok.
üçlemeyi kirleten bir film olacak gibi. gayet tepkili ve önyargılıyım sanırım ama bu hep böyle olmuştur. son film daha fazla para kokar genelde..
fragmanda edward norton gibi bir oyuncuyu görmek güzel..
ama film merak konusu. çıksın da izleyek bakalım neler yapmışlar..
dün aynen bunu içimden geçirdim.
aylar önce belki de yıl oldu bilmiyorum..
sevmek zamanını oturup izlememe vesile olmuş arkadaşıma ve muhabbetine selam ederim.
filmi izlemeyenler bilmeyebilir..
izlememiş olmaları eksiklik midir? -evet bence eksikliktir.
filmi övmeyeceğim. izleyin ve görün.
tamam yeaa kısa kesiyorum alın filmin adı : “into the wild”
film 47. antalya altın portakal film festivali‘nde en iyi görüntü yönetmeni (ercan özkan), en iyi erkek oyuncu (serkan ercan) ve en iyi ilk film ödüllerini almış.
izledim ve sevdim. güzel bir film biraz monoton,sıkıcı gelebilir ama film de onu anlatıyor zaten. yani bayağa hissettiriyor bu hisleri ve hissettirmek istiyor.
filmin soundtrack’i yok. bu kısmı da dikkatim ayrı çekti. genelde dikkat ederim film sonrası beğendiklerimi bulup indiririm falan ama yoktu arkadaş sadece çello sesi vardı bu fragmanda da yer alan.
oyuncu kadrosuda kaliteli.
ödül alan görüntü yönetimini bu vesile ile bende alkışlıyorum :))
şizofreniye dokunuyor bu yanı güzeldi.
iş hayatının etkileri - iş monotonluğu okuduğum alanla ilgili olarakta ayrıca dikkatimi çekti :) belkide beğenmemin asıl sebebi buydu bilemiyorum :)
izleyin- dvd’sini alın - bu filme şans verin :)
gözümüzün önünde büyüdüler resmen:..bak bak tiplere bak :))
“happiness is real when it’s shared”
Hozan Beşir’den gelsin…
aşk

Aşık olmak anlık bir şey.
Birden her şeyin çok parlak göründüğü,
birden en pastel renklerin bile ısınmaya başladığı,
birden tüm yemeklerin çok daha lezzetli olduğu bir an bu…
İnsan karar vererek aşık olmaz… sadece bir bakar…olmuş…
Küçük kara balığa göre hayat; yalnızca yemek,uyumak,küçücük; dünya sandığı bir gölde yaşamak değildi. RSS ile abone ol.